26 Nisan 2013 Cuma

ÖĞRENME BOZUKLUĞUNUN ETİYOLOJİSİ



ÖĞRENME BOZUKLUĞUNUN ETİYOLOJİSİ

Öğrenme Bozukluğunun etiyolojisi henüz tam olarak aydınlığa kavuşmamıştır. Yapılan araştırmalar göz önüne alınarak aşağıdaki ortak bazı faktörlere göre Öğrenme Bozukluğunun etiyolojisi açıklanmaya çalışılacaktır.

1. Nörolojik Etmenler
2. Genetik-Kalıtımsal Nedenler
3. Çevresel Etmenler

NÖROLOJİK ETMENLER

Araştırmacılar ve eğitimciler Öğrenme Bozukluğunun nedenlerini merkezi sinir sisteminin yapısal ve işlevsel bozukluğu olarak görmüşlerdir. Hafif düzeyde beyin hasarının Öğrenme Bozukluğuna ve gelişimsel sapmaya neden

olabileceğini ileri sürmektedir. Yapılan pek çok araştırma sonunda beynin belli bölümlerinin belli öğrenme alanları olduğu ve bu alanlarda nörolojik yetersizliğin ya da incinmenin öğrenme problemlerine yol açtığı belirlenmiştir.

Beyin üzerinde yapılan çalışmalar normal bireylerde sağ beyin yarımküresinin sol beyin yarımküresine göre daha küçük, disleksililerde ise eşit büyüklükte ya da sol beyin yarımküresinin daha küçük olduğunu ortaya koymaktadır. Disleksililerin sol beyin yarımküresindeki farklılıkların bu bozukluğun nedeni olduğu düşünülmektedir. Davranış bozukluklarıyla disleksililere özgü dil bozuklukları arasında da özel bir ilişki olmadığı belirlenmiştir.

Davranış bozukluklarının olma sıklığı normal insanlarda ne kadarsa, disleksililerde de o kadar olmaktadır. Bu çocuklarda yaratıcılığın oldukça yüksek olduğu da öne sürülmektedir.

Bazı araştırmacılar öğrenme bozukluğunun birden çok alandaki işlevsel bozukluğa bağlı olduğunu ileri sürmektedirler. Öğrenme sürecini 4 aşamada açıklamaktadır.
1. Girdi (Input):
Göz, kulak, deri gibi periferik organlardan alınan işlenmemiş uyaranlardır. Bu uyaranlar nöronlar kanalıyla beyne ulaşırlar ve girdilerin algılanması beyinde gerçekleşir. Özgül öğrenme güçlüğü olan çocuklarda bu uyaranların algılanmasında bir sorun vardır.

a) Görsel Algı Bozuklukları: Şekil-pozisyon algısındaki bozukluk , şekil-zemin algısındaki bozukluk ya da uzaklık-derinlik-boyut algısındaki bozukluktur.

Şekil-zemin algısındaki bozukluk: Çocuk gördüğü şeyin şekil ve pozisyonunu algılamada güçlük çekebilir. Harfleri ters ya da dönmüş olarak algılayabilir.Örneğin; b-p,3-5,6-9,p-b gibi harf ve rakamları ters çevirir. Sözcükleri

ters çevirebilir, koç-çok,ev-ve gibi. Bu güçlükler çocuk okula başladığında fark edilir. Okul öncesinde şekil-pozisyon algılama olgunluğu henüz yerleşmemiş olabilir. Okula başladıklarında o olgunluğa ulaşmış sayılırlar. Birinci sınıf acemilik dönemidir. İkinci sınıfın birinci döneminden itibaren bu sorunların görülmemesi gerekir.

Şekil-Zemin algısındaki bozukluk: Bu problem, bir bütünün önemli olan bir parçasına odaklaşmada zorluklara neden olur. Okuma bu beceri ile ilgilidir. Çünkü okuma söz dizilerine odaklaşmayı, soldan sağa ve satır satır izlemeyi gerektirir. Bu alanda sorunu olan çocuklar okumada satır atlama, satır tekrarlama, sözcük atlama türünden hatalar yaparlar.

Uzaklık-derinlik-boyut algılamada bozukluk: Çocuk derinliği kestiremediği için eşyalara çarpar, sandalyeden düşer. Açık alanda oynarken mekanda pozisyonlarını algılamada, sağ-sol ayırt etmede güçlük çeker. Top yakalamak, ip atlamak, yap-boz yerleştirmek, çekiç kullanmak bu problemin olan çocuklar için güç işlerdir.

b)İşitsel Algı Bozuklukları: Duyulan sesleri yanlış algılayabilir. Benzer sesler arasındaki farkı ayırt etmeye bağlı güçlüğü olan çocuklar sesleri birbirine karıştırabilirler. Örneğin; soba yerine sopa, kova yerine kafa, bavul yerine davul gibi.

İşitsel Figür-Zemin ayırt etme güçlüğü: Aynı anda işitilen farklı seslerden birine odaklanma güçlüğü olarak tarif edilen bu sorunda çocuk farklı seslerin figür-zemin ayırımını yapmakta güçlük çekebilir. Örneğin; TV seyrederken kendisine seslenince bakmaz, işitmiyormuş gibi görünürler. Yine TV seyrederken duydukları kapı ya da telefon sesinin bulundukları mekandan mı yoksa TV’den mi geldiğini ayıt edemezler.İşitsel algıda kopukluk (auditory lag) ardarda söylenen mesajların bir kısmını kaçırabilirler, algılayamazlar. Örneğin; odana git, arkadaşına telefon edip ödevlerini al ve kitaplarınla birlikte buraya gel denildiğinde bu mesajın bir kısmını duyar yerine getirir, diğerlerini duymaz. Uzun komutlar verildiğinde bir kısmını yapamayabilir.

c) Dokunsal Algı Bozuklukları: Dokunsal algı sorunu olan çocuklar gözleri kapalıyken dokunma duyusu yardımıyla nesneleri tanımlayamaz. Örneğin; eline verilen oyuncağın ne olduğunu anlayamaz, avucuna yazılan sayı ve yazıyı tanımlamakta güçlük çeker.

2. Bütünleme:
Beyne giden bilgi kaydedilince anlaşılması gerekir. Bunun için 3 aşama tanımlanmaktadır. Sıraya koyma, soyutlama ve organizasyon. Bu aşamalardan geçen bilgi bütünleşir. Özgül öğrenme güçlüğü olan çocuklarda bu aşamaların birinde ya da tümünde sorunlar söz konusudur. Sıraya koyma bozukluğu olan çocuktan dinlediği hikayeyi anlatması istendiğinde başını sonunu karıştırır. Cumadan sonraki gün sorulduğunda bilemez, Pazartesiden itibaren sayarak bulabilir. 3×9 sorulduğunda söyleyemez. Soyutlama sorunu özgül öğrenme güçlüğü olan çocuklarda sıklıkla gözlenmez. Çünkü soyutlama temel zihinsel bir işlemdir. Bu alandaki sorunlar daha çok MR ile karakterizedir. Organizasyon sorunu: Bu safha daha önce edinilen bilgilerle yeni kazanılan bilgilerin bağlantılarının oluşturularak gruplanmasını ve organizasyonunu kapsar. Ödevlerin unutulması, zamanın iyi kullanılamaması, defterin, odanın, masanın düzensizlikleri organizasyon bozukluğuna işaret etmektedir.

3. Bellek-Depolama:
Gelen bilgi beyinde kaydedilir, anlaşılır, yorumlanır ve daha sonra kullanılmak üzere bellekte depolanır. Özgül öğrenme güçlüğünde daha çok kısa süreli bellek bozukluğu görülür. Uzun süreli bellek bozukluğu daha çok MR’ın karakteristiğidir. Kısa süreli işitsel-görsel bellek bozuklukları genellikle birlikte ortaya çıkar. Örneğin çok iyi çalıştığı halde okula gidince başarısız olmak, çarpım tablosunu öğrenememek bu alandaki güçlükleri ifade eder.

WISC-R’da GB’de sınıfına uygun soruları bilemeyebilir.

4. Çıktı:
Öğrenilen bilgiler sözcüklerle (dille) ya da kas faaliyetleri ile (yazma-çizme, jest ve mimikler) ifade edilirler. Özgül öğrenme güçlüğü olan çocuklar bu alanlarda güçlük yaşarlar. Dil alanında; kendini ifadede kendiliğinden konuşma başlatmada, soru yöneltildiğinde uygun yanıtı verebilmede güçlükleri vardır. Anne babayı ve öğretmeni şaşırtan, soru sorulduğunda bloke olan çocuğun spontan konuşmaya başladıktan sonra gayet akıcı bir şekilde düşüncesini ifade edebilmesidir. Motor beceri alanında; büyük kas gruplarının organize olarak çalışmamasına bağlı olarak yüzme, bisiklete binme, atlama, topa vurma gibi kaba motor becerilerde sorun yaşarlar.
Sakarlık sık rastlanan belirtilerdir. İnce motor beceri sorunları da gözlenir. Düğme ilikleme, makas kullanma, çatal-kaşık kullanma, kalem tutma, resim yapma becerilerinde zorlanır. Yazı problemleri mevcuttur. Ya hızlı ve bozuk yazarlar ya da çok yavaş yazarlar.

GENETİK ETMENLER
Pek çok araştırmacı öğrenme bozukluğunun kalıtımsal olduğunu öne sürmektedir. Aile ve ikiz çalışmalarında, öğrenme bozukluklarının ailedeki yığılımı dikkat çekicidir. Öğrenme bozukluğu (kısmen) %30 oranında genetik

geçişle ilişkili olduğu düşünülmektedir. Öğrenme bozukluğu erkeklerde daha yüksek oranda görülmektedir. Aritmetikte ise kızlarda daha yüksek oranda görülmektedir.

Bazı çalışmalarda 15. kromozom üzerinde dururken bazı araştırmalar böyle bir sonuç vermemiştir. Yine bir araştırmada bağımsız kardeş çifti örnekleminden okuma bozukluğu için 6. kromozomda belli özelliğin olduğu ortaya konulmaktadır.

ÇEVRESEL ETMENLER
Çevresel etmenlerin özellikle ev ortamının öğrenme bozukluğuna neden olabileceğinin kanıtlanması güçtür. Olanaklarının sınırlı olduğu ailelerde ise öğrenme bozukluklarının görülme olasılığı daha yüksektir. Kültürel yoksunluk ve iki dil konuşan bir çevrede olma çocuğun öğrenmelerini etkilemektedir.

ÖĞRENME BOZUKLUĞU OLAN ÇOCUKLARIN EĞİTİM ORTAMLARI
Öğrenme bozuklukları özel eğitim programlarında ve yasa, yönetmeliklerde yer almaktadır.ancak gerekli olan sistemli önlemler ve düzenlemeler yapılmamaktadır. Okulda güçlüklerle karşılaşan çocukların aileleri onlara özel

dersler aldırarak veya özel kurumlara göndererek bu durumun üstesinden gelmeye çalışmaktadırlar. Ülkemizde öğrenme bozukluğu olan çocuklar alt özel sınıflarda, kaynaştırmaya yönelik normal sınıflarda eğitim almaktadırlar.

Bu ortamlarda eğitim alan çocuklar için gerekli olan eğitim düzenlemelerinin yeniden yapılması gerekmektedir.

Öğrenme bozukluğu olan öğrenciler için sınıftaki program yeteneklerinden daha üst düzeydedir ya da bu programa ulaşmak için çabuk hareket etmek zorunda kalırlar. Dolayısıyla Öğrenme bozukluğunun eğitiminde farklı yaklaşımlar kullanılmaktadır.

Case, Haris ve Graham (1992) Öğrenme bozukluğu olan öğrencilere matematik problemlerini çözmede uygun çözümü bulmada kendi kendine değerlendirme stratejisi geliştirmenin etkisini araştırmışlardır. Bu çalışmada 6. sınıf düzeyinde 15 Öğrenme bozukluğu olan öğrenci ile problem çözme stratejisi eğitiminin etkinliği belirlenmiştir. Öğrencilere aşağıdaki gibi sorularla eğitim yapılmıştır:
1. Problemi sesli oku
2. Önemli sözcükleri belirle ve işaretle
3. Problemde olanlarla ilgili resim çiz
4. Resmin altına problem cümlelerini yaz
5. Yanıtı yaz.

Öğrenciler ilk aşamada problem çözme stratejilerini geliştirmeyi öğrenmişlerdir. Bu eğitim sonunda problem çözmede gelişimleri olduğu ve daha az hata yaptıkları belirlenmiştir.

Bilişsel davranış değiştirme yaklaşımı aşırı hareketlilik ve dikkat problemleri içinde kullanılmaktadır. Sırasını terk eden öğrenciye öğrencinin gözlenemeyen sürecini geliştirmesi öğretilmektedir.

Davranış değiştirme yaklaşımında öğrencinin gözlenebilir davranışlarını değiştirmek amaçlanmaktadır. Davranışçı yaklaşım akademik problemlerin düzeltilmesinde de kullanılmaktadır. Davranışçı yöntemin özellikleri:
1. Karmaşık davranışlar daha az karmaşık davranışlara ayrılır.
2. Bu becerilerin öğrenilmesinde uygulamaların yeterince tekrarlanması önemlidir.
3. Doğru yapıldığında pekiştirmeye yer verilir ve çocuk ödüllendirilir.
4. Çocuğun göstermiş olduğu ilerlemelerin düzeyleri sık sık ölçülür.

Bu yöntemlerin yanı sıra öğrenme bozukluğu olan öğrenciler için beceriye dayalı(skill-based) öğretim yolları geliştirilmiştir. Öğrencinin gelişimine uygun hedefler geliştirilir ve öğrencinin edinmesi gereken becerileri sırasına uygun olarak düzenlenmesi yapılır.

Öğrenme bozukluğu olan çocukların bilişsel becerilerindeki güçlüklerin üstesinden gelmeye çalışılan bir başka yöntemde ise bu öğrencilerin daha etkili olarak nasıl öğrenmeleri gerektiği vurgulanmaktadır. Bir işlemi tamamlamak için yapması gereken her bir aşamanın baş harfini kullanarak şifrelemeleri bu aşamaları hatırlamalarını kolaylaştıracaktır. Örneğin; O.S.Y:
“O” Paragrafı oku,
“S” Ana düşünce ve ayrıntılar ile ilgili sorular sor
“Y” Kendi düşüncelerinle ilgili bilgileri yaz.

Bu öğrenme stratejisi cümle oluşturma, bağımsız öğrenmeyi sağlama ve motivasyonu sağlamasına yardımcı olacaktır.

Turnbull (1999)’a göre öğrenme bozukluğu olan öğrencilerin eğitiminde uzmanlarla, akranlarla, aile ile işbirliği oldukça önemlidir. Sınıf öğretmeni, kaynak oda öğretmeni ve diğer öğretmenlerle birlikte planlama, bilgi alışverişi, değerlendirme birlikte proje geliştirme konusunda ortak çalışmalar yapmak önemlidir. Öğrencilerin sosyalleşmesi ve güven sağlaması için akran rehberliği etkilidir. Ayrıca okul ile aile arasındaki işbirliğini sağlamak için, aileye haftalık bilgi veren notlar, mektuplar gönderilebilir, aileye sık sık önerilerde bulunulabilir ve aile ile sık sık öğrencinin ilerleyişine yönelik toplantılar yapılabilir. Öğrenciye sınıfta tamamlanamayan becerilerinin öğretiminin devamı için verilen ödevlerde; ödevlerin amaca uygun olmasına, öğrenci anlamlı olmasına ve öğrencinin öğrenme stillerini geliştirmesine yönelik olmasına dikkat edilmelidir.

Periyodik olarak evde verilen görevler, oyun oynama, mektup yazma, bilgi paylaşımı, problem çözme v.b bilgilenme süreçleri öğrencilerin deneyimlerini artırma olanağı vermektedir. Ayrıca Öğrenme bozukluğu yaşayan öğrencilerin aileleri ve öğretmenlerine öneriler için Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu konulu yazılarımızı gözden geçirebilirsiniz.

Öğrenme bozukluklarını ortadan kaldırmak veya en aza düşürmek için ortaya konmuş en doğru yöntem yoktur. Ancak çocuğun durumuna en uygun teknik uygulanarak içinde bulunduğu koşullar iyileştirilerek başarısının arttırılması çalışmaları yapılabilir.

İbrahim ELİBAL
Uzman Psikolojik Danışman

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder