24 Aralık 2012 Pazartesi

Hepsi Farklı, Hepsi Aynı

Hepsi Farklı, Hepsi Aynı

Tanı kriterleri benzer özellikler üzerinden bir grubu diğerlerinden ayırmamızı kolaylaştırmak amacıyla üretilmiştir. Otizm tanı kriterleri de otizmi zihinsel yetersizlik, hiperaktivite gibi diğer bozukluklardan ayıran özellikleri tanımlamaktadır. Ortak özelliklerin oluşturduğu bir grup hiçbir zaman homojen değildir, bu özelliklerin her bireyde ortaya çıkışı çok farklıdır.

Otizm sosyal etkileşim, iletişim (sözel ve sözel olmayan), tekrarlayan ve katı davranış örüntüsü, ilgi alanlarının sınırlılığı ile tanımlanmaktadır. Bu üç temel alan olan sosyal etkileşim, iletişim ve davranışsal alan da her bireyde farklı bir kombinasyonla bir araya gelmektedir.

Örneğin : 2+2+2=6 2+1+3=6 2+3+1=6 1+3+2=6 1+2+3=6 gibi aynı üç sayı ile değişik kombinasyonlarda toplama yaparak 6 elde etmek mümkündür. Otizmin bu üç ana alanını oluşturan onlarca davranışın hem miktar hem şiddet açısından farklı olması otizm tanılı çocukları birbirinden farklı kılmaktadır.

Bu üç alan dışında otizmli grup zeka düzeyleri açısından da heterojen bir yapıdadır, her zeka düzeyinde otizmli birey olabilmektedir. Duyusal tercihler açısından baktığımızda görme, işitme, dokunma, koku ve harekete duyarlılıklarda farklılıklar da sonsuz denecek kadar çeşitli birleşimler oluşabilmektedir. Demek ki bir otizmli bireyden bahsettiğimizde sosyal+ iletişim+ davranış+ zeka+duyusal duyarlılık alanları olmak üzere 5 alanda hem niceliksel (miktar) ve hem de niteliksel (şiddet) dozu farklı birleşimler oluşmaktadır.

Bu nedenle HER OTİZMLİ BİREY ÇOK FARKLIDIR, ama aynı grubun üyesi olarak da ÇOK BENZERDİR.

Bu karmaşık görünen özellikler aile, eğitim ve diğer çevresel koşullar, yaşla değişen gelişimsel özellikler gibi birçok faktörden etkilenerek zaman içinde değişebilir. Bazen ağırlaşan, bazen hafifleyen davranış özellikleri olabilir. Bazen eğitimde çok hızlı gelişim gösterilen aylar, bizi şaşırtan sıçramalar olduğu gibi, duraklayan hep aynı çizgide giden dönemler hatta gerilemeler olabilir.

Bu süreçlerde de HER OTİZMLİ BİREY ÇOK FARKLIDIR, ama aynı grubun üyesi olarak da ÇOK BENZERDİR.

Asperger sendromlu bireyler ise dil gelişimlerinde sorun olmayan ve zeka düzeyleri normal veya normal üstü olan çocuklardır. Ancak takıntılı davranışlar ve toplumsal etkileşim yetersizliklerinin ve duyusal farklılıkların değişik kombinasyonları vardır. Çok hafif formları tanı bile almayabilmektedir.
Bazen bir tanı grubunun tipik özelliklerini gösteren çocuklar olduğu gibi, erken çocukluk döneminde (0-6 yaş) otizm özellikleri gösteren bir çocuk ergenlik döneminde Asperger sendromu özellikleri gösterebilir.
Önemli olan her ailenin bu alanlarda çocuğun özelliklerini ortaya koyan davranışlarını gözlemlemeye çalışmalarıdır.

HER FARK EDİLEN ÖZELLİK ÇOCUĞA ULAŞMADA VE EĞİTİMİNİ DOĞRU YÖNLENDİRMEDE ÖNEMLİDİR.

Çocuklara öğretilecek becerilerin neler olduğu bellidir, ancak öncelikli olanlar ve nasıl öğrenecekleri farklı olabilir.
Otizmli çocukların tedavisinde bir ilaç, aşı veya tıbbi bir yöntem henüz yoktur. Bu nedenle etkili olduğu bilinen eğitim programlarını bilen uzman kişilerin yönlendirdiği aile merkezli bir yaklaşım önemlidir. Çocuğun eğitim kurumunda geçirdiği sürenin çok olması yeterli değildir. Çocuğun tüm gününü yapılandıran, ailenin aktif olarak yer aldığı programların daha etkili olduğu bilinmektedir. Aileye mucizevi çözümler öneren, tamamen düzeltme vadeden hiçbir yöntem ciddiye alınmamalıdır. Asperger dahil otizm spektrumundaki bütün alt tipler ömür boyu süren bozukluklardır. Bazı hafif özelliklere sahip bireyler ise iyi gelişme göstererek okul gibi ortamlara fark edilmeden entegre olabilmektedir. Ancak bu deneyimler “bu çocuklar otizmi yendi, düzeldiler” gibi düşünmemize neden olmamalıdır. Otizmde mucizelere yer yok; bunun yerine her bireyi, kapasitesini en yüksek düzeyde kullanabilme ve yetişkin yaşama hazırlama hedefi, çabası var.

Yrd. Doç Dr. Alev Girli

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder