25 Aralık 2012 Salı

Öğrencinin dikkatini artırma yöntemleri

Bir öğrencinin ders çalışırken,ders dinlerken, test çözerken veya sınav olurken dikkat sorunu yaşaması için mutlaka dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) yaşıyor olması şart değildir. Ortada böyle bir sorun olmasa da öğrenciler, dikkatlerini toparlamakta zorlanabilirler.

Günümüzde öğrenci olsun olmasın bütün insanların dikkatinin kolayca dağılmasının nedenleri arasında, insanların biyolojik yapısının, avcılık-toplayıcılık dönemindeki her harekete ve sese anında yönelebilen bir özelliğe sahip olduğu ve bu biyolojik yapının bugün de devam ettiği ama günümüzde artan uyaran sayısı karşısında dikkati belirli birkaç unsura vermekten çok, birbirinden farklı olan yüzlerce faktöre yönelme zorunluluğunun ortaya çıktığı kabul edilir. Bunun da, başta öğrencilik olmak üzere, görev ve sorumluluklara dair dikkatin, bu unsurların arasında kaybolduğu gerçeğinin altı çizilir.

Bu nedenle, dikkat sorunu yaşayan öğrencilerin çalışma ortamı ve çalışma planları, yapılandırılırken, dikkat dağıtıcı unsurlardan arındırılması gerekmektedir.

Karmaşık bir çalışma planı ve karmaşık bir çalışma odasında öğrencilerden yeterince dikkat ve konsantrasyon beklenmemelidir.

Çağımızda hem annenin hem de babanın çalışması, onların çalışmadığı hafta sonları ise çocukların özel kurslara gitmesi, aile-çocuk iletişimini sıfır noktasına kadar geriletmiştir.

Duygusal ihtiyacı karşılanmayan çocuklar ise, sade öfkeli, gergin ve huzursuz olmakla kalmamakta, aynı zamanda dikkatleri de toparlayamamaktadırlar.

Yetiştirme yurtlarındaki çocukların dikkat sürelerinin kısa olmasının nedenlerinin başında, bu duygusal ihtiyacın karşılanmıyor olması gelir. Bu nedenle ailelerin çocukları ile ona duygusal doyum sağlayan gerçekçi ve doğal ilişkiler kurması gerekmektedir.

Diğer yandan günümüzde, çocuklardan eğitim adına çok büyük başarılar beklenmektedir. Bu durum çocukta beklenti baskısı meydana getirmekte ve beklenti baskısı da dikkatin dağılmasına neden olmaktadır.

Aileler çocuklarından, ne tür ve hangi seviyede bir beklenti içerisinde olduklarını sıklıkla dile getirerek onun çalışmasını sağlamayı amaçlarlar. Oysa böyle bir yaklaşım öğrenciyi masada tutmak gibi bir sonuç doğursa da, dikkatin dağılması ve konuları anlayamama gibi asıl olumsuz sonucu da beraberinde getirmektedir.

Öğrencide yaşanan dikkat sorunlarından biri de; ailelerin her şeye olumsuz bakmasından kaynaklanan dikkat sorunudur.

Eğer aile tepkisel bir tutum ile her şeye karşı çıkıyorsa, çocuk olumsuz duyguların etkisi altında kalarak, duygusal enerjisini yitiriyor bu da dikkatin toparlanamamasına yol açıyor.

Bu nedenle ailelerin, sınav sistemini, okulları, kitapları eleştirmekten vazgeçip çocuğu eğitim gerçeklerine odaklamaya çalışmalarında fayda vardır.

Çocuk içinde bulunduğu eğitim gerçekleri ile barışık olursa, duygusal enerjisi artacağından dikkat düzeyi de kendiliğinden artmış olacaktır.

POZİTİF STRES DİKKATİ ARTTIRIR

Dopamin ve dopaminden sentezlenen noradrenalin dikkat, konsantrasyon ve bunların etkisiyle motivasyon, uyanıklık gibi işlevleri arttırmaktadır.

Bugün stres anında salgılanan noradrenalinin öğrencilerin dikkatlerinin artmasındaki etkisi bilim çevreleri tarafından kabul edilmektedir.

Bu nedenle belirli bir düzeydeki stres, öğrencilerin ders ve sınav başarıları açısından gerekli olan bir unsurdur.

Öğrenci, az miktarda da olsa başaramayacağından korkmalı ve noradrenalin salgılamalı ki dikkatinde artışlar olabilsin. Noradrenalin aynı zamanda öğrenciye sorulara karşı meydan okuma gücü vermek gibi artı bir fonksiyon daha kazandırmaktadır.

Bu nedenle, ailelerin çocuklarının faydalı stresini ortadan kaldırmaya çalışmamalarını öneriyoruz.

Peki zararlı stresi faydalı stresten nasıl ayırtedebiliriz?

Eğer çocukta aşırı el terlemesi, mide sancıları, istifra etmek gibi fiziksel belirtiler var ise, bu durum olumsuz stres yaşanmakta olduğunun göstergesidir. Hemen bir uzmana başvurulması gerekmektedir.

Dikkatli Olmamızı Sağlayan Beynimizdeki Frontal Lobu Aktif Halde Tutmalıyız.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu yaşayan çocukların frontal loblarında beyin kan akımı ve metabolik hızında azalma olduğu gözlenmiştir (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, Prof.Dr.Selahattin Şenol, Doç.Dr.Elvan İşeri, Uzm.Psk.Aylin İlden Koçkar, HYB Yayıncılık).

Frontal lobun görevleri:

- Alınan bilgileri sıraya koyma

- Yeni bilgileri eski bilgilerle ilişkilendirme

- Davranışları kontrol altında tutma

- Uygun olmayan tepkileri baskılama

- Geleceğe ilişkin plan ve program yapma

Bunlar frontal lobun yürütücü işlevleri olarak da bilinmektedir.

Yürütücü işlev, dikkati başlatmak, sürdürmek ve dikkati başka yönlere aktarabilmek anlamına gelir.

Öğrencilerin, frontal lobun işlevini artırmak, ders ve sınav anı dikkatlerini yükseltmek için özellikle şunları yerine getirmeleri gerekmektedir:

I. Öğrenciler gördükleri her yeni konuyu birbiri ile ilişki içerisinde sıraya koyar ise dikkatlerinde artışlar olacaktır. Sistematik bilgi dikkati arttıran en temel unsurlardan biridir. Odamız dağınık iken dikkatimiz dağılıyor da bilgilerimiz dağınık iken dikkatimiz dağılmaz mı? Elbette ki dağılır. Buna mutlaka dikkat etmeliyiz.

II. Öğrenciler mutlaka gördükleri her dersin konusunu önceki derslerin konuları ile ilişkilendirmeliler ve o bilgiyi diğer bilgilere bağlayarak anlamlandırmalıdırlar. Beyin anlamlandırılmamış, ilişkilendirilmemiş olan bilgiye yoğunlaşamaz. Onu kısa sürede bellekten atar.

III. Eğer öğrenciler, ders çalışma planlarına aynen uyarlarsa anne ve babanın uyarısına meydan vermeden çalışmaya başlarlarsa dikkatleri yükselecektir. Çünkü içsel plan ve program beynin dikkat kısmını uyaracak ve öğrenci daha dikkatli olacaktır.

IV. Öğrenci, öğretmenine veya ailesine karşı ani tepki gösterme gibi davranışlarını kontrol altına almaya çalışırsa, dikkati artacaktır. Oysa bu tepkiyi göstermesi halinde, dikkati tamamen dağılacaktır.

V. Öğrencilerin dikkatini arttıran diğer önemli bir etken de, plan ve program yaparak çalışmaktır. Beyin bir sonraki hamleyi göremez ise kişi aşırı strese kapılır ve bu da dikkat dağılmasına yol açar. Bu nedenle dikkati yükseltmenin en pratik ve kısa yollarından biri, plan ve programa uygun halde çalışmaktır.

VI. Diğer yandan beyinde derse karşı ilgi uyanması sağlamak için, mutlaka o gün derste anlatılacak olan konuya on dakika kadar bir göz gezdirip derse öyle gitmek gerekir.

Bu ön çalışma öğrencinin dersi iyi dinlemesine ve konuyu anlamasına yol açmaktadır.

DİKKAT DAĞINIKLIĞI YAŞAYAN ÖĞRENCİ KONULARI ÇABUK UNUTUR

Belirli orandaki dikkat, beynin bilgiyi işlemesi, anlamlandırması ve kullanması için vazgeçilemez temel koşullardan biridir.

Beynin ön bölgesinin yani prefrontal korteksin en önemli işlevlerinden biri yürütücü işlevlerdir.

YÜRÜTÜCÜ İŞLEVLER:

- Hatırlama

- Bir görevi tamamlama

- Bilgileri değerlendirme

- Bilgileri uygulama ve hayata geçirme

- Bunlarla ilgili plan ve program yapma

gibi özelliklerden oluşur.

Öğrenciler, sistematik tekrar yaparak hatırlama fonksiyonlarını artırırken dikkatlerinin de artacağını bilmelidirler.

Öğrenciler yine, hiçbir ödevi yarım bırakmadıkları ve onu kesinlikle tamamladıkları durumda dikkatlerinin artacağını göreceklerdir.

Öğrencilerin, ders tekrarlarını, ezber şeklinde değil de değerlendirme, yorumlama, başka anlamlara ulaşma şeklinde yapmaları halinde dikkatlerinin artacağını bilmeleri gerekir.

Yine bilgileri gerek testlerle gerek deneylerle, gerekse de hayatın içinde uygulayarak dikkatin arttırılması mümkündür.

DEPRESYON VE AŞIRI KAYGI DİKKATİ DAĞITIR

Özellikle ders başarısına ve genel sınavlarla ilgili başarı beklentisine karşı öğrencilerde kaygı ve depresyona bağlı olarak, hırçınlık, huzursuzluk, öfke nöbetleri, aşırı hareketlilik ve dikkatsizlik sorunları ortaya çıkmaktadır.

Öğrencilerin kaygı bozukluğu yaşayanlarında başaramama korkusu, uykusuzluk, güvensizlik, takıntılı düşünce ve davranışlar görülür.

Bu gibi durumlarda çocuklar çoğunlukla gerçek olmayan korkulara kapılırlar, sevilmediklerini ve dışlandıklarını düşünürler.

Bu öğrenciler dikkatlerini toparlayamadıkları için ödevlerini tamamlayamazlar ve bundan dolayı da yoğun bir kaygı yaşarlar.

Okulunu, öğretmenini, arkadaş çevresini reddederek bunlardan uzaklaşırlar.

Oysa yukarda anlattığımız dikkat arttırıcı uygulamaları yaparsa, derslerini de anlayacak, ödevlerini de tamamlayacak ve bu sorunları yaşamayacaktır.

OLUMLU İLETİŞİM ÇOCUĞUN DİKKATİNİ ARTTIRIR

Çocuğun olumsuz tutumu ya da ders başarısındaki düşüş karşısında, ona karşı olumsuz bir duruş sergilemek, onu hep eleştirmek, öfkeye kapılmak, çocuğun dikkat ve konsantrasyonunu tamamen bozmaktadır.

Dikkat sorunu yaşayan çocuklarda öncelikle, özgüven veren ve onun kendi benliğine olan saygısını arttıracak davranışları ortaya koymak gerekir.

Çocuk taktir edildikçe ve zaman zaman anlamlı ödüller aldıkça sevildiğini hissedecek ve kendisini değerli olarak görecektir. Bu da onun dikkatinde kayda değer artışlara yol açacaktır.

Çocuğun dikkati arttıkça ders başarısı artacak, ders başarısı arttıkça da özgüveni artacaktır.

Anne babanın disipline yönelik davranışlarındaki tutarsızlıklar, çelişkiler, reddedici, ilgisiz ya da aşırı cezalandırıcı yaklaşımlar çocuktaki dikkat azalmasını hızlandırmaktadır.

EGZERSİZ VE SPOR DİKKATİ ARTTIRIR

Egzersiz, nefes alma ve sporun dikkati artırmaktaki rolü herkesçe kabul edilen bir durumdur.

Aşırı hareketlilik nedeniyle oluşturulamayan dikkatin spor aktiviteleri sonrasında yerine geldiği saptanmıştır.

Gerek egzersiz gerekse de düzenli ve doğru nefes alıp verme durumunda beyindeki kan dolaşımının bundan olumlu etkilendiği ve dikkatte artışlar olduğu yine bilimsel olarak ispat edilmiştir.

Değerli anne babalar sevgili öğrenciler, her sorun gibi dikkat sorunu da şüphesiz ki üzerine gidildiği zaman çözümlenebilen bir sorundur.

Hoşça kalınız.

Süleyman BELEDİOĞLU

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder